Türkiye'nin sakin şehirleri

2 ay önce 33
Türkiye'nin sakin şehirleri

Dünyada giderek yaygınlaşan Slow City ya da ilk çıktığı adıyla Cittaslow akımı, ileri sarılmış hayatlarımızı ve adımlarımızı biraz daha yavaşlatmayı amaçlıyor. İşte yerel üretimin, sakinliğin ve tarihi yapıların başrolde olduğu Türkiye’nin dokuz sakin şehri…

Hızlı yaşam, sürekli bir yerlere yetişme telaşı, aralarda yaratılan kısıtlı zamanlarda atıştırılan yiyecekler, ekranlar üzerinden iletişim kurmak ve sürekli programlı yaşamak zorunda olmak artık bizi mutlu etmiyor. Genelde hepimizin ana sorunu “stres” ve “Durdurun dünyayı inecek var!” hissi çoğu zaman yakamızı bırakmıyor. İşte dünyada giderek yaygınlaşan Slow City ya da ilk çıktığı adıyla Cittaslow akımı, ileri sarılmış hayatımızı ve adımlarımızı biraz olsun yavaşlatmayı amaçlıyor. Bu akımın ilk çıktığı yer ise İtalya. 1999 yılının ekim ayında Toskana’nın minik Chianti kentinde yeşeren “Cittá Slow” akımı, başlangıçta İtalya’da, sonrasında da ülke dışına taşarak farklı yerlerde etkili olmaya başlıyor. Yavaş ya da sakin kent anlamlarına gelen Slow City hareketinin ilham kaynağıysa, 1986 yılında yine İtalya’da ünlü İspanyol Basamakları’nın olduğu meydana açılan uluslararası bir fast food zincirine tepki olarak ortaya çıkmış Slow Food akımı. İtalya gibi dünya mutfağıyla tanınmış bir ülkede başta gazeteci Carlo Petrini olmak üzere çok sayıda kanaat önderi, yemeğin sadece karın doyurmakla sınırlı olmadığını, yemek yemenin başlı başına tadının çıkarılması gereken bir ritüel olduğunu, kentlerin yerel yemeklerine ve dolayısıyla kültürlerine sahip çıkması gerektiğini söyleyerek, Slow Food akımının yayılması için çaba harcıyorlar. Hareketin doğumundan 13 yıl sonra aynı ‘yavaşlık’ felsefesinin kentlere uygulanmasıyla da CittaSlow birliği kuruluyor. Fakat sakin şehir olabilmek öyle çok da kolay değil; çünkü Cittaslow yönetimi, birliğin yavaş kimliğinin bozulmaması için 70 farklı kriter belirlemiş. Sakin şehir olarak kalabilmek için yaşam kalitesinin iyileştirilmesi, kültürel mirasın korunması, yerel ürünlerin ve yenilenebilir enerjinin kullanılması, sağlıklı bir yaşam standardının tutturulması ve çevreye özen gösterilmesi gerekiyor. Sonuçta bir çeşit yaşam felsefesi olan Cittaslow akımında, yaşayan insanların kenti önemsemeleri, kendilerine has müzik, edebiyat ve kültür gibi değerler çerçevesinde hızlı tüketmeden yavaşça yaşamayı sürdürmeleri bekleniyor. Küreselleşmenin ve teknolojinin kentin dokusunu değiştirmesine izin vermeden, gürültü kirliliğinin önlenmesi ve kültürel mirasın korunması hedefleniyor. İtalya’dan Avrupa’ya ve sonrasında Asya’ya yayılan ‘’Sakin Şehir’’ örgütlenmesine ise Türkiye’den dokuz şehir dahil. İşte şimdi onlarla tanışma zamanı…Akyaka; tarihi dokusu, kendine has mimarisi ve sakin deniziyle gerçek bir huzur sığınağı. Özellikle ahşap oymalarla süslü, her biri birbirinden güzel Akyaka evlerini görmek için bile yolunuzun bu şirin kasabaya düşmesini sağlayın.Sakin Şehir örgütlenmesine ülkemizden ilk katılan şehir Seferihisar. Bu nedenle Türkiye nin Sakin Şehir başkenti olarak kabul edilen Seferihisar; güneş, jeotermal ve rüzgar enerjisi açısından da oldukça geniş kaynaklara sahip. Mandalina bahçeleri, zeytinlikleri ve enginar tarlalarıyla ünlü Seferihisar’da ikisi organik olmak üzere, haftada dört pazar kuruluyor ve bu pazarlarda sadece çiftçiler tarafından üretilen ürünlere yer veriliyor.Türkiye’nin en batısında yer alan Gökçeada doğal su kaynakları, tertemiz denizi, Rum evleri, doğal yaşamı, organik ürünleri ve alternatif spor olanaklarıyla arayıp da bulamayacağınız bir cennet. Üstelik Türkiye’nin bu en büyük adası, dünyanın da ilk ve tek sakin adası olma ünvanını taşıyor.Bizans döneminden başlayarak önemli bir yönetim ve kültür merkezi olmuş Vize; ormanları, gölleri, tarihi, şelaleri ve sahiliyle tam bir cennet köşesi. Üstelik İstanbul’a sadece 1.5 saat uzaklıkta olduğu düşünülürse, haftasonu küçük bir kaçamak için de bir hayli uygun.2000 yılında yapılan Birecik Barajı nedeniyle sular altında kalsa da Urfa’da bulunan bu sakin ilçe, özellikle yöresel kesme taşlı yapıları ve geçmişi 16.yüzyıla dayanan kuş evi mimarisiyle ünlü. Halfeti, dünyada siyah gülün yetiştiği tek yer olarak da dikkat çekiyor.Yemyeşil ormanların arasında, Osmanlı dönemine tanıklık eden evleriyle Taraklı, ismini ahşap yapan tarak ustalarından almış şirin bir kasaba. Helenistik dönemden günümüze tarihin izlerini taşıyan bu güzel ilçede arnavut kaldırımlı sokaklarda yürüyerek, tarihi konakları görebilir; Göynük Deresi’nin çevresine dağılmış cumbalı Osmanlı evlerini gezebilirsiniz.Yeşilin her tonunu barındıran Perşembe, aynı zamanda belki de Karadeniz’in bakir kalan tek koyuna ve plajlarına da sahip. Üstelik Ordu’nun bu güzel ilçesi sadece tarım ürünlerinin bolluğuyla değil, balık çeşitliliğiyle de bir hayli ünlü.Aydın’ın yüzölçümü en küçük ve nüfusu en az olan ilçesi Yenipazar, eski çağlarda ticaret merkezi olması sebebiyle bu ismi almış. Hiç bozulmadan günümüze kadar ulaşmış tarihi Bizans yapıları ve Karya yerleşmeleriyle ünlü bu şirin ilçenin adından söz ettirmesinin bir nedeni de yerel tohumlardan üretilmiş sebzeleri ve leziz pideleri.Sultan Dağları eteklerinde bulunan Yalvaç, tarih boyunca sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış, doğal güzellikler açısından zengin, sevimli bir ilçe. Geleneksel mahalle fırınları ve mutfak kültürüyle de adından söz ettiren Yalvaç’da dericilik, keçecilik, demircilik ve halıcılık gibi unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarının hala yaşadığını göreceksiniz. Kaynak: Brandlifemag
Haber Kaynağına Git